6 Eylül 2010 Pazartesi

III

çatıdan süzülen yağmur damlalarının altında,
boğulmamaya çalışan karıncalar var.
haykırıyorlar!
bir parça merhamet için, omzunda karanlık bakışlı bukalemunlar gezdiren kıza yalvarıyorlar,
tuzdan kelimeler kullanarak.

çam ağacının dibinde oturmuş seyrediyorum kızı.
karıncaların tepelerinde dolanan narin parmaklarını...
ıslak kulaklarını...
sırtından aşağıya sarkan parlak kuyrukların turuncusunu...
kız, tanıdığım tüm örümceklerden daha kıvrak görünüyor.

ve öldürüyor,
karıncaları.
üçer beşer eziyor parmak uçlarıyla minik hayvanları.
suratındaki gülümseme,
çelikten,
avcı bıçaklarını getiriyor aklıma.
teker teker saplıyorum onları göz bebeklerime,
büyüyorum,
neşeleniyorum,
yeşeriyorum!

çam ağacının tepesinde yaşayan cinlerin dizlerini titretecek türden bir kahkaha atıyorum.
gri bulutların himayesindeki karınca katiline kocaman bir öpücük vermek istiyorum,
çelikten,
avcı bıçaklarını andıran...

Hiç yorum yok: