vaad edilen gün geldiğinde...
kusmuk denizinde yuvarlanan çürük larvalar.
hiç bu kadar mesut olmamıştı şakacı kurbağalar...
28 Eylül 2010 Salı
13 Eylül 2010 Pazartesi
IV
Uyku
damla damla yırtılan göz bebeklerin,
öğlen güneşinin altında çatırdayan bataklığın kıyısına dönüyor.
meşe yapraklarının etrafını saran kelimeleri görüyorsun bu sayede.
tuhaf,
solgun ya da tehlikeli olabilirler pekala.
ya da sonbahar rüzgarı gibi kokup, kedi kuyruklarını andırırlar.
sen seç.
zira yeni başlıyor.
Rüya
hep mutfak raflarını istila eden salyangozlardan bahsediyor senin evreninde.
koridordaki fısıltılar.
ve hışırtısı annenin hayaletinin üzerindeki geceliğin.
soğuk,
zamanlarda yaşıyorsun işte düpedüz.
babandan ödünç aldığın işaret parmaklarını dolaştırıyorsun aynadaki çeneyi süsleyen yara izinin üzerinde.
Acı
o kadar gerçek ki,
kendini bataklığın ortasındaki meşenin en yaşlı dalına asasın geliyor.
kalkıp nefesini kesesin.
bırak yutsun bataklık topuklarını diye mırıldanıyorsun.
ayna parçalanıyor,
kesiliyor babanın parmakları ve kendi kanın ıslatıyor yanındakinin çıplak ayaklarını.
Uyan
ve doldur artık çemberin içine nefesini.
damla damla yırtılan göz bebeklerin,
öğlen güneşinin altında çatırdayan bataklığın kıyısına dönüyor.
meşe yapraklarının etrafını saran kelimeleri görüyorsun bu sayede.
tuhaf,
solgun ya da tehlikeli olabilirler pekala.
ya da sonbahar rüzgarı gibi kokup, kedi kuyruklarını andırırlar.
sen seç.
zira yeni başlıyor.
Rüya
hep mutfak raflarını istila eden salyangozlardan bahsediyor senin evreninde.
koridordaki fısıltılar.
ve hışırtısı annenin hayaletinin üzerindeki geceliğin.
soğuk,
zamanlarda yaşıyorsun işte düpedüz.
babandan ödünç aldığın işaret parmaklarını dolaştırıyorsun aynadaki çeneyi süsleyen yara izinin üzerinde.
Acı
o kadar gerçek ki,
kendini bataklığın ortasındaki meşenin en yaşlı dalına asasın geliyor.
kalkıp nefesini kesesin.
bırak yutsun bataklık topuklarını diye mırıldanıyorsun.
ayna parçalanıyor,
kesiliyor babanın parmakları ve kendi kanın ıslatıyor yanındakinin çıplak ayaklarını.
Uyan
ve doldur artık çemberin içine nefesini.
6 Eylül 2010 Pazartesi
III
çatıdan süzülen yağmur damlalarının altında,
boğulmamaya çalışan karıncalar var.
haykırıyorlar!
bir parça merhamet için, omzunda karanlık bakışlı bukalemunlar gezdiren kıza yalvarıyorlar,
tuzdan kelimeler kullanarak.
çam ağacının dibinde oturmuş seyrediyorum kızı.
karıncaların tepelerinde dolanan narin parmaklarını...
ıslak kulaklarını...
sırtından aşağıya sarkan parlak kuyrukların turuncusunu...
kız, tanıdığım tüm örümceklerden daha kıvrak görünüyor.
ve öldürüyor,
karıncaları.
üçer beşer eziyor parmak uçlarıyla minik hayvanları.
suratındaki gülümseme,
çelikten,
avcı bıçaklarını getiriyor aklıma.
teker teker saplıyorum onları göz bebeklerime,
büyüyorum,
neşeleniyorum,
yeşeriyorum!
çam ağacının tepesinde yaşayan cinlerin dizlerini titretecek türden bir kahkaha atıyorum.
gri bulutların himayesindeki karınca katiline kocaman bir öpücük vermek istiyorum,
çelikten,
avcı bıçaklarını andıran...
boğulmamaya çalışan karıncalar var.
haykırıyorlar!
bir parça merhamet için, omzunda karanlık bakışlı bukalemunlar gezdiren kıza yalvarıyorlar,
tuzdan kelimeler kullanarak.
çam ağacının dibinde oturmuş seyrediyorum kızı.
karıncaların tepelerinde dolanan narin parmaklarını...
ıslak kulaklarını...
sırtından aşağıya sarkan parlak kuyrukların turuncusunu...
kız, tanıdığım tüm örümceklerden daha kıvrak görünüyor.
ve öldürüyor,
karıncaları.
üçer beşer eziyor parmak uçlarıyla minik hayvanları.
suratındaki gülümseme,
çelikten,
avcı bıçaklarını getiriyor aklıma.
teker teker saplıyorum onları göz bebeklerime,
büyüyorum,
neşeleniyorum,
yeşeriyorum!
çam ağacının tepesinde yaşayan cinlerin dizlerini titretecek türden bir kahkaha atıyorum.
gri bulutların himayesindeki karınca katiline kocaman bir öpücük vermek istiyorum,
çelikten,
avcı bıçaklarını andıran...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)