bir avuç domates tohumu serptim ihtiyarın kafatasına,
ben sadece maziyi biraz renklendirmek istedim.
sıkıntıdan,
birbirimizin parmaklarını kemirirdik yağmur başladığı zaman,
tamı tamına kırk iki gün boyunca yağardı,
durmadan,
çatıya vuran damlaların sesi!
rüzgarın etkisiyle secdeye kapanan ağaçlar,
cadılar, kediler ve kurbağalar.
balkonda oturup izlerdik,
ruhlarımızın yeşil yeşil küflenmesini,
komik,
kazaklar giyerdi o günlerde babalarımız.
bakar bakar acırdık işte hallerine,
ne yaptığımızı bilmeden, kanlı göz bebeklerimizi dolaştırırdık daracık omuzlarında.
ne kadar da yorgun gözüküyorlardı.
ve nasıl da fark edemezlerdi üzerimizden parça parça dökülen cinneti.
bütün bu olan biten...
sanki biraz,
durulur gibi olduğunda yağmur,
ürperir miydik sence gerçekten de?
bizim de aklımıza gelir miydi,
kilometlerce öteye uzanan otoyolların kıyısındaki tilki leşleri?
bilmiyorum.
hatırlıyorum.
dalgın dalgın yağmuru izlerken birbirimizin parmaklarını kemirir,
daracık omuzlu babalarımıza benzememek için dualar ederdik.
amin!
bir avuç domates tohumu serptim ihtiyarın kafatasına.
ben sadece maziyi biraz renklendirmek istedim.
31 Ağustos 2010 Salı
23 Ağustos 2010 Pazartesi
I
sadece, bak.
eğil. dilinin ucuyla hafifçe ıslattığın parmağını duvardan fırlayan çivinin üzerine koy. bak, ne kadar da kusursuz bir evrende yaşıyorsun.
şimdi ellerini iki yana sarkıt da unut dudaklarının arasındaki sigarayı.
rüzgarı da unut, otobüs biletlerini de.
ya da çay kaşıklarını, saman balyalarını, tuhafiye dükkanlarını unut.
sadece, gözlerini yum.
daha ne kadar tahammül edebilirsin ki seyretmeye.
eğil. dilinin ucuyla hafifçe ıslattığın parmağını duvardan fırlayan çivinin üzerine koy. bak, ne kadar da kusursuz bir evrende yaşıyorsun.
şimdi ellerini iki yana sarkıt da unut dudaklarının arasındaki sigarayı.
rüzgarı da unut, otobüs biletlerini de.
ya da çay kaşıklarını, saman balyalarını, tuhafiye dükkanlarını unut.
sadece, gözlerini yum.
daha ne kadar tahammül edebilirsin ki seyretmeye.
15 Ağustos 2010 Pazar
VII
sonra dedim ihtiyara. sonra dedi, sonra kum çingeneleri yuttu. anneni, babanı, muhabbet kuşlarını, elbiselerini yuttu. geriye parmaklarımın arasından kayıp giden bir avuç kemik tozu kaldı. hepsi buydu.
ihtiyarın burnuna bir yumruk çaktım. gömlek cebinde taşıdığı bir avuç kemik tozunu elime aldım ve eve döndüm. annemi, babamı, muhabbet kuşlarını ve elbiselerimi bay y'den aldığım beyazın arasına karıştırdım, üçe kadar saydım, hepsini beynime yolladım.
huzursuzdum.
ihtiyarın burnuna bir yumruk çaktım. gömlek cebinde taşıdığı bir avuç kemik tozunu elime aldım ve eve döndüm. annemi, babamı, muhabbet kuşlarını ve elbiselerimi bay y'den aldığım beyazın arasına karıştırdım, üçe kadar saydım, hepsini beynime yolladım.
huzursuzdum.
14 Ağustos 2010 Cumartesi
VI
onu ilk öldürdüğümde altı yaşındaydı. bir dahaki sene tekrar öldürdüğümde ise sekiz. aradaki bir yıl nereye gitmişti acaba?
3 Ağustos 2010 Salı
V
bu nedir evlat?
bu kesik bir parmaktır komutanım.
çamaltı tavernasının erkekler tuvaletinde buldum bu parmağı zamanında. o günden beri cebimde taşırım.
bu parmak ne işe yarar evlat?
parmağı her gece yatmadan evvel yastığımın altına yerleştiririm komutanım.
iyiden iyiye kaybolan izlerin arasında kıvrım kıvrım bir yolculuğa çıkarım.
her sabah uyandığımda,
üzerimde pek çok koku olur bu sayede. ter, duman, mandalina kabuğu ve örümcek ağı kokuları.
sonra kayıklar, martı yumurtaları, yosun tutmuş kaya parçaları ve un ufak olmuş mezar taşları.
her gece yatmadan evvel, bu parmağı yastığımın altına koyarım.
bu sayede onun dokunduğu tüm şeyleri üzerinden tekrar tekrar geçer, tamı tamına yetmiş sekiz dilde küfür etmeyi başarırım.
bu bir işaret parmağıdır komutanım.
bu kesik bir parmaktır komutanım.
çamaltı tavernasının erkekler tuvaletinde buldum bu parmağı zamanında. o günden beri cebimde taşırım.
bu parmak ne işe yarar evlat?
parmağı her gece yatmadan evvel yastığımın altına yerleştiririm komutanım.
iyiden iyiye kaybolan izlerin arasında kıvrım kıvrım bir yolculuğa çıkarım.
her sabah uyandığımda,
üzerimde pek çok koku olur bu sayede. ter, duman, mandalina kabuğu ve örümcek ağı kokuları.
sonra kayıklar, martı yumurtaları, yosun tutmuş kaya parçaları ve un ufak olmuş mezar taşları.
her gece yatmadan evvel, bu parmağı yastığımın altına koyarım.
bu sayede onun dokunduğu tüm şeyleri üzerinden tekrar tekrar geçer, tamı tamına yetmiş sekiz dilde küfür etmeyi başarırım.
bu bir işaret parmağıdır komutanım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)