27 Haziran 2010 Pazar

VII

kumsaldaki çubuklar,
ne kadar da muntazamlar.
yeşil yeşil dalgalanıyor uçlarındaki bayraklar.
yosundan.

ayak parmaklarımı kuma gömüp seyretmek isterdim geriye doğru.
çocuk sudan çıkar, çocuk yosunlara uzanır, çocuk gözlerini yumar.
kumsaldaki çubukların arasında küflenmiş çaydanlıklar var.
içlerinde sarhoş cinlerin yaşadığı çaydanlıklar.
sonra kertenkele iskeletleri ve karabasanlar.
kumsalın etrafındaki uçuşan kırmızı kargalar,
kulağıma hep aynı kelimeyi fısıldarlar,
atla!

kumsaldaki çubuklar,
bir arada tutar dünyanın çivilerini.
çivilerin altındaysa dişleri sararmış mezarlık kumarbazları yatar.
gel derler aşağıya,
bat, savrul, boğul.
nefesini tut ki balıklar anlamasın, ölmüş akrabaların uyanmasın, yukardaki var olduğunun farkına varmasın.

kumsaldaki çubukların düzeni bozulmadıkça umursamam.
gömerim parmaklarımı kuma ve seyrederim geriye doğru.
çocuk dişlerinin arasında tuttuğu atom bombalarını yutar,
çocuk doksan dokuz renkte bum diye patlar.

kurbağalar!

Hiç yorum yok: