1 Temmuz 2010 Perşembe

I

çölü geçen çingeneler,
sekiz yaşındaki şişman atın bağırsaklarından okuyorlar geleceklerini.
kum tancikleri yapışıyor zihinlerine
yudum yudum şarap
ve senelerce sürecek yürüyüşlerinin hayalini kuruyorlar.

çölü geçen çingeneler ,
ellerini başlarının üzerine koyup selam veriyorlar beni gördükleri zaman.
çarpık ağızlarının içinde parıldayan altın dişlerinin üzerine düşen yansımam...
benim.
ve parmaklarım bu kadar titrek değildi sanki diyorum su tulumumu kafama dikerken.
esmer kızın boyun kemikleri,
sidik, ter ve tavşan yahnisi kokusu.

çölü geçen çingenelerin peşinden gidiyorum.
peki öte tarafta birşeyler bekliyor mu beni?
neden aynı uyarı var öyleyse tüm bıçakların saplarında?
ve neden mücadele etmeli,
çölü geçen bir çingenenin yarını görebilmesi için!

belki de boşunadır kumun üzerinde iz bırakmaya çalışmak.
soru işaretleri çizmek, boylu boyunca yere uzanmak.
kendi ayak izlerinin etrafında döndüğünün farkına vardıktan sonra,

tüm kokular sana aynı kelimeleri anımsatacak..

Hiç yorum yok: