22 Haziran 2010 Salı

VI

ben çekirgelerin kralıyken...

dünya çok daha tuhaftı. ay ışığının altında parıldayan mısır tarlalarında dolanan yaban domuzlarının kuyruklarında, kanserli ihtiyarların erotik hayalleri sallanırdı.

ben çekirgelerin kralıyken,

koşardım.

bir çekirge nasıl koşarsa öyle koşardım işte.

uzaklara. denizden gelen rüzgarın genç kızları çıldırttığı yerlere koşardım.

saçlar vardı. parmaklar, kulaklar, azı dişeleri vardı.

insanlar uzuvlardan ibaretti ve ben,

çekirgelerin kralıydım.

şeylerin boyları olması gerektiği kadardı. yağmur yeterince ıslak, karanlık yeterince yapışkandı. güve yeniği battaniyeler örterlerdi yeni doğanların üzerine. portakal bahçelerinde sırtlanlar dolanırdı.

ben çekirgelerin kralıyken hiç portakal bahçesi görmedim

ama yine de dünya mümkün olduğunca tuhaftı.

Hiç yorum yok: