salonun ortasındaki yeşil koltuğun etrafında koşturuyor çıplak şeytanlar.
şakacılar.
kelimelerden örülmüş kolyelerden bahsediyorlar.
onlar konuşmak için değil, boyna asmak içindir diyorlar.
tuhaf.
kafam karışıyor.
bıçağımı karnıma daldırıp şöyle bir çeviriyorum.
midem miydi o parçalanan?
salonun ortasındaki yeşil koltuğun bacaklarına dolanıyor kör yılanlar.
dilleri karanlığın içinde parlıyor.
soğuk soğuk sürtünüyorlar ayaklarıma, kıpırdayamıyorum.
bütün bu olan biten diyor doktor,
ellerini masasının üzerine sermiş,
bütün bu olan biten beyin kıvrımlarının arasında çürüyen cesetlerin suçu.
inanmalı mıyım?
baharatçının oğlunu düşünüyorum böyle akşamlarda.
ahırın ortasında sallanan vücudunu,
morarmış suratını ve inek pisliğine bulanan paçalarını.
salonun ortasındaki yeşil koltuğa gömülüyorum.
her nefeste biraz daha derinleşiyor dünya,
balkonlar, duvarlar, otobüsler, perdeler.
kelimeler ve nesneler.
şeytanlar haklılar. boynuma asmak zorundayım sanırım onları.
salonun ortasındaki yeşil koltuk beni bekliyor.
duvara sürtüldüğü anda ateş alan o kibritlerden birine dönüşmek istiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder