yüzlerini aralık rüzgarına çeviren esmer adamlar var. palmiyelerin dibine attıkları sandalyelerin üzerinde ölümü bekleyen. kuyruğundan ağaca asılmış fareleri andıran bir şehir ve dolduruyor kulaklarımızı duvarda yürüyen hamamböceklerinin tıkırtısı.
tık tık tık. alnımdaki damarlar kabarıyor. tavana yükselen duman, komutanım bizi çok üzdüler. saç diplerimde hissediyorum parça parça ufalanan kayaların kahkahalarını. sok ellerini ceplerine, yarısı boşalmış bir sigara paketi, kürdan, bilet ve çakmak. sırtından aşağıya süzülen bir şeyler var, hissediyor musun?
hissedemiyorum. kulakları alev almış köpekler koşturuyor binanın önündeki çakıl döşeli yolda. direksiyonu kavrayan parmaklar çürümüş, kemikler göz kırpıyor sarı sarı. okyanus çukurlarının hayalini kuran çocuklar var burada. kapı kapı dolaşıp zeytin çekirdeklerini toplayan kamyonlar, şişelerde biriktirdikleri ter damlalarını saksılara boşaltan teyzeler var.
dırırım dırırım tırarak. yıkılmış hastanelerin altlarında dolaşan şakacı yılanlara bak. gülümse ve dişlerinin arasındaki mermiyi serbest bırak...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder