2 Ekim 2009 Cuma

Dua.

04.30

Kalk!

Belediyenin, köyün girişindeki köprünün başına yerleştirdiği megafondan yayılan çıtırtı, birazdan okunacak sabah ezanının habercisi. Yanı başında feryat edip duran saati sustur. Yataktan çıkıp banyoya doğru ilerle. Salonda attığın üçüncü adımdan sonra ayağının altında gıcırdayan döşeme tahtasını kahvaltıdan sonra tamir edeceğim diye düşün. Işığı yak, paçalarını sıyırıp abdest almaya başla. Ellerini yıkadıktan sonra üç kere ağzına, üç kere de burnuna...

Oturma odasına geçip balkon kapısını aç. Seccadeyi, rahmetlinin duvara çivilediği barometreye göre hizalayıp yere ser. Takkeni kafana geçirip paçalarını düzelt. Dön kıbleye, uy kitaba. Niyet ettim Allah rızası için bugünkü sabah namazının...

07.00

Mutfağa git, ocağı yak. Büyük göze içi su dolu tencereyi, küçük göze ise çaydanlığı yerleştir. Tenceredeki kaynayınca, soymuş olduğun patatesleri içine at, çayı demle, koridora çık. Mutfaktan ihtiyarın odasına kadar sekiz adım say. Perdeleri çekip camı arala. Anneni uyandır, kahvaltı hazır.

Son yudumunu da içtikten sonra bardağı masanın üzerine bırak. Ayağa kalk, iki adım atıp sola dön. Buzdolabının kapağını aç, rafta duran siyah poşeti alıp kapağı kapat. Kullanılmayan şişeler, en az iki en çok sekiz derecede muhafaza edilmelidir. Masaya dön, annenin yağ bağlamış kolunu sıkıca tutup iğneyi batır. Deri alt dokusu genişçe kavrandıktan sonra iğne kırk beş derecelik açı ile batırılmalı. Deri alt dokusu iğneden kalınsa doksan...

Kapıyı ardından dikkatlice kapat. Ahıra in, girişte asılı duran orağı alıp bahçeye çık. Çakıl döşeli yolun ortasındaki ihtiyar çamı geçtikten sonra sola dön. Akşamdan yağan yağmurun etkisiyle kayganlaşmış patikaya girip yavaşça yukarıya doğru ilerle. Tepedeki fındık ağaçlarının dibinde boy vermeye başlayan dikenleri temizle. Orağı çok sıkı kavrama, parmakların gevşek olsun. Kolunu sağdan sola doğru salla, sırada soldan sağa ilerle, fazla kavis verme, ağacın gövdesine dikkat et.

Megafondan yayılan gürültüyü duyduğun vakit çalışmayı bırak. Sıranın sonundaki ağacın iki metre önünde toprağa saplanmış yosun kaplı kayaya otur. Suratından süzülen teri sildikten sonra bir sigara yak. Ezan sona erince serbest bırak düşüncelerini. Kilitli kapıları aç, havalandır zihnindeki karanlık odaları. Rahmetlinin, zamanında yamaçtan aşağıya doğru sıraladığı ıhlamur ağaçlarından bir tanesinin gövdesinde dolaştırırken bakışlarını, Andrea\' nın tek parça yeşil elbisesi içindeki yılanvari görüntüsü düşsün beyninin arkasına. Yeniden dolaşın Moskova sokaklarında, yürürken koluna sürten dimdik göğüsleri anımsa. Beraber metroya binin, kalabalığı hisset, havasız kalmış vagona sıkışmış onlarca insandan yayılan ter kokusunu derin derin çek içine. Gülümse...

Sigaranı bitirdikten sonra ayağa kalk. Eşyalarını toparlayıp geldiğin yoldan geri dön. Takip et ayak izlerini. Çam ağacını geçip ahıra gir, orağı yerine astıktan sonra eve çık. Beşinci basamakta çizmelerini çıkart. Annene seslen, evden çıkarken hazırladığın meyveleri yemiş mi öğren. En önemlisi ara öğünler, ilaçlarını düzenli bir şekilde kullanan hastaların gün içinde hafif ara öğünlerle desteklenmesi...

13.30

Selam ver. Seccadeni toplayıp yatağın üzerine koy. Televizyonun karşısında uyuklayan ihtiyarın üzerini örttükten sonra mutfağa git. İki yumurta kır, fazla çırpma, çok kızartma. Yanmış yumurtayı sevmezsin sen...

Mısır ekmeğini tavanın içine doğrarken camdan dışarıyı seyret. Çatının üzerine doğru eğilmeye başlayan erik ağacının, rüzgarın etkisiyle titreşen yapraklarının arasından görülen kurşuni gökyüzünün içinde yüzermişçesine ilerleyen atmacaları seyret. Kalp atışların hızlanmaya başlayınca bakışlarını yere indir. Yemeğe başlamadan evvel besmele çekmeyi unutma....

22.30

İhtiyarın yatağını hazırla. İlaçları vermeden evvel şekerini ölçmeyi unutma. Annenin kanıyla lekelenmiş kartuşu, markalı tarafı yukarı gelecek şekilde yerleştir makineye. Balkona çık, dört bardak çay iç. Karanlığın içinde hışırdayan mısırların sesine karışan derenin uğultusunu dinle. Gözlerini kapat, serin gece havasını içine çek. Sıvası dökülmüş duvar boyunca sıralanmış, tahtaları çürümüş kanepelerin üzerine birer ikişer yerleştirmeye başla nefes alıp vermekten vazgeçmiş akrabalarınla, yüzlerini bile anımsayamadığın eski dostları. Gürültülü günlerin hayalini kur, kendini kandırma, özlediğin şey onların fiziksel varlıkları değil nasıl olsa. Yüz metre aşağıda çağlayan derenin, dört bir yanını saran ağaçların, yatağa girdiğin vakit kulağının dibinde uçuşmaya başlayan sivrisineklerin, attığın her adımda ayağının dibinde gıcırdayan tahtaların ve bir başladı mı bir hafta aralıksız yağan yağmurun sesinden başka bir şey duymak istiyorsun artık...

Yirmi altı defa secdeye kapandıktan sonra ayağa kalk. Seccadeni kaldır, ışığı söndürmeden önce saatini kur. Nemden ağırlaşmış, küf kokulu yorganı çenenin altına kadar çektikten sonra gözlerini yum ve dua etmeye başla. Dua et ki, yan odadan taşıp sabaha kadar kulağını tırmalayan hırıltılar bir an önce son bulsun. Dua et ki, her sabah ter içinde uyanmana neden olan rüyanda, dişlerinin arasına yerleştirdiğin tabancanın metalik tadı ile parmağının baskısıyla ağır ağır aşağıya doğru ilerleyen tetiği hissetmenin içine saldığı o tarif edilemez rahatlama duygusundan kurtulasın.

Hiç yorum yok: