29 Ocak 2011 Cumartesi

II.

zaman tuhaf bir hayvan. öfkeli ya da. dişleri var, sarı, keskin kocaman. peşimden geliyor. ben koşarken sizler de yanımdan geçip gidiyorsunuz. görüntüler. binalar, sesler, kokular. parçalanan pencereler, sobadan yayılan sıcaklık, sehpanın üzerinde duran çakmak.

mucizevi. görebilmek. sehpanın üzerinde duran çakmağı saatlerce izlemek. canavarı da kaçışı da isimleri de unutmak. kapağıyla, kaplamasıyla, üzerinden yansıyan ışıklarıyla orada duruyor olması. var olması. benim gibi ya da balkonumda çürüyen güvercin cesetleri gibi.

o kadar güzel ayarlanmış ki her şey. derme çatma tekelcilerden tut da nehirlere kadar. üzerinden kayıp geçiveriyor insanın evren. düzen. her şey durması gerektiği yerde duruyor. aralarında dolaşırken fark ediveriyor insan. gözleri kararıyor, şakakları karıncalanıyor.

bir süre sonra öyle içinden çıkılmaz bir hal alıyor ki. sırf bir şeylerin yerini değiştirmek için yaptığın kişisel sabotajlar bile düzenin bir parçasıymış gibi görünmeye başlıyor. evren üzerindeki lekeleri bile kendisininmiş gibi göstermeyi becerebiliyor. o yüzden manası yok artık. duvarlara anlaşılmaz şifreler karalamanın, evleri kundaklamanın, asansör camına gün batımında darağaçlarını gösteren resimler kazımanın. halbuki ne güzeldir idam edilmiş kedinin görüntüsü.

ayakları boşlukta sallanır, cansız gövdesinin gölgesi kulaklarıma kadar uzar.

Hiç yorum yok: