cenaze evi kokusu.
çakıl taşının ruhundan bahseden salaklar.
acemi büyücüler.
topal savaşçılar.
dişsiz kalmış dövüş köpekleri.
emekliler. dilsizler ve küskün imamlar korosu.
portakal ağaçlarının arasına yerleştirdiğimiz kamyon lastiklerini ateşe veriyoruz.
don ihtimaline karşı önlem diyor birileri. siyah siyah soluyorum havayı. saçlarıma işliyor duman, gözlerime, burnuma, parmak aralarıma. burası diyorum cenaze evi gibi kokuyor!
anlamıyorlar...
topal savaşçılar merhem yapıyorlar kendilerine bu yapraklardan.
domeica ve domeica. ihtiyar kadınların suratlarındaki kırışıkların arasından süzülüyor yağmur damlaları. bir tuhaf oluyoruz, kol kola giriyoruz ve bir sigara yakıyoruz.
don ihtimaline karşı diye fısıldıyorum kulağına, gülümsüyor. boşver şimdi diyor. sen bana cenaze evlerinin nasıl koktuğundan bahset.
gözlerimi yumuyorum ve anlatmaya başlıyorum. cenaze evleri diyorum, sönmeye yüz tutmuş bir sobanın üzerinde ağır ağır can çekişen muhabbet kuşlarının gagaları gibi kokar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder