3 Haziran 2010 Perşembe

III

burada çocuklar var . karınca yuvalarından içeriye işerken fransızca şarkılar mırıldanan sümüklü çocuklar.

çocukların kollarında morluklar. morlukların üzerinde yağmur damlaları, yağmur damlalarının üzerindeyse kanatları yolunmuş sinekler var. tuhaf. gözlerini kapatmadan uyuyabilen ihtiyarlardan alıyoruz mesela doksan dokuz ismin hikmetiyle alakalı dersleri.

cidden tuhaf yani. balkonlar var. korkuluklar, çamaşır ipleri, anahtarlar var. kullandığımız bütün bu eşyaların üzerinde dilini gezdire gezdire mest olmanın hayalini kuran sapıklar var.

başlarından aşağıya dökülen sidiğin etkisiyle sarhoş olan karıncaların söylediği şarkılar var. dört ileri ve üç geri. yedi yukarı ve dokuz sola.


kömürlüğe atılmış bir atom bombası gibi hissetmek yani. patlasan ne olacak patlamasan ne diye mırıldanan paslı şofbenlerle beraber çürümeyi beklemek. fare yavruları uyukluyor belki de üzerimde. pıt pıt çarpıyor bulaşık suları.

sonra rüzgar var. kavanoz kavanoz rüzgar. ve uçak pistleri ve kanepeler. sanırım ortalığı ateşe vermenin vakti çoktan geldi...

Hiç yorum yok: