insanların ölülerin odalarında yatmaktan korktukları zamanları yaşıyorduk.
camın önünden kayıp giden kamyonların tekerleklerinden etrafa saçılan damlacıkların üzerinden geleceği okuyan ihtiyarlar vardı. kar yağacak dediler, beyaz beyaz örtülecek toprağın üzeri dediler, martılar dalgakıranlara çakılacak dediler.
balkonda sigara içiyordum ben bu sırada.
duvarın dibindeki tekerlekli sandalyenin üzerinde katlanmış battaniyeler duruyordu. izmariti dört kat aşağıya attım, insanların ölülerin odalarında yatmaktan korktukları zamanları yaşıyoruz dedim,
ihtiyarlar kapı koluna bulaşan kan damlalarına dikkat etmemi öğütlediler.
onları dinledim. gözlerimi kapatıp dokuzdan geriye geldim. sandalyenin üzerindeki battaniyelerden birini dizlerime örtüp, ölünün koltuğunda rüyaya girdim. enteresandı ve bir o kadar da soğuk.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder