24 Ekim 2009 Cumartesi

III

helikopter böcekleri hakkında kafa yormanı istiyorum. bir derenin kıyısındasın, hava kararmak üzere, bir ağacın dibine bağdaş kurmuş, oturuyorsun. derenin öte tarafında kocaman bir duvar var. insanlar ona bulmaca duvarı diyor. tuğlaların üzerindeki karelerin bazıları dolmuş, bazıları karalanmış, bazıları parçalanmış.

yukarıdan aşağıya dört, kafatası.

ayaklarının dibinde kurbağalar dolaşıyor, mor, büyük, bıyıklı kurbağalar. rüzgar çıkıyor, otlar hışırdıyor ve sen helikopter böcekleri hakkında kafa yoruyorsun. ne güzel uçuyorlar ama diyorsun, babam bir helikopter böceği olsa ne iyi olurdu diyorsun. kurbağalar kahkahalara boğuluyor.

kendini nasıl hissediyorsun?

duvarın öte tarafında el ele tutuşmuş çiftler var. kızların boşta kalan avuçlarında çakmaklar... her çakmağın üzerinde başka başka adamların karaladığı telefon numaraları var. oğlanlar durumdan bihaber, kızların kemiklerinin ne kadar da narin olduğunu düşünüyorlar.

herkes birşeyler düşünüyor yani. çabalıyor, danışıyor, okuyorlar. senin boş kalmana izin veremem bu ortamda.

helikopter böceklerini düşünmeni istiyorum. ne güzel uçuyorlar ama demeni istiyorum, babam bir helikopter böceği olsa ne iyi olurdu demeni istiyorum, kurbağaların kahkahalara boğulmasını istiyorum.

nihayetinde, bir kavanoz rüzgar ve çürümüş çocuk cesetlerine benzeyen şeyler var cebinde. karşılığını ödemeni istiyorum.

zıbıdı zıbıdı bum bum bum!!!

Hiç yorum yok: